Banu Yıldıran Genç
24 Şubat 2026
“resim cinayetleri” bildiğimiz metin çakır’ın yine saçma sapan şeylerle suçlandığı, bu kez hatta pezevenkliğinin ve mallarının bile tehlikeye girdiği karışık bir macera.
açıkçası peş peşe okuyunca “yıldız cinayetleri”ni daha çok sevdiğimi anladım. çünkü daha az geveze. metin çakır bazen bir başlıyor allaaaahhhhh hayaller, ağlamalar, olayın içinde kaybolmalar… bu macerada bana bunlar biraz fazla geldi.
ama tabii ki devlet içinde devlet, polis teşkilatı içinde polis teşkilatı gibi tanıdık şeyler var. bu kez asım ağbi’yle ilişki çok duygusal. ayrıca ben niçin bi polisi, falçatalı maço ve çişli bi pezevengi bu kadar seviyorum ey armağan tunaboylu? neden bu kadar empati, neden bu kadar doğal ve içten yazmak?
şaka bir yana gerçekten türkçe polisiyede bu derece iyi devamlılığı olan, bu kadar iyi karakter kuran armağan beyi çok takdir ediyorum. argo, küfür, doğal diyaloglar filan zaten canımız. o kısmı tekrarlamayayım.













