Fazilet Özdiker
23 Şubat 2026
“Sahip olduğum bütün kelimeleri sana yazdım” diyor Niza, Brilka’ya. Sahip olunan tüm kelimeler, ne kadar ağır olabilir ki diye düşünüyorsunuz kitabı okumadan evvel. 1900’ler ile başlıyoruz Yaşi Ailesi’ni tanımaya. Rus İmparatorluğu dönemi Tiflis’inde ünlü çikolatacı Anastas Yaşi’nin geliştirdiği sıcak çikolata tarifiyle ailenin hayatı da değişiyor aslında. Hem karşı konulmaz bir tarif hem de Büyükbaba Yaşi’ye göre içenlere lanet getiriyor bu mükemmel içecek. Yaşi’nin kızları Stasia ve Christine’in hayatında da geri dönülmez şeyler olmasının nedenlerinin başındadır belki de bu lanetli tarif, kim bilir?
Stasia, hikayenin ilk temsilcisi. Henüz küçükken ve hayattan büyük beklentileri varken Birinci Dünya Savaşı’na ve Rus Devrimi’nin patlak vermesine şahit oluyor o. Yıllar geçiyor, Gürcistan Kızıl Ordu tarafından işgal ediliyor. Üsteğmen Simon ile yaptığı evlilikten hiçbir şey anlamıyor Stasia bu nedenle. Evlendiği eşini sadece birkaç kez görüp savaşa gönderiyor çünkü. Kızıl Ordu’da görevli Simon’a sadakatini gösterip peşinden giden Stasia için bu yolculuğun kazanımı Kotsya ve Kitty oluyor. İki çocuk, zor bir evlilik, savaşın gölgesi derken Stalin ve İkinci Dünya Savaşı dönemine varıyor hikayemiz…
Yaşi’nin diğer çocuğu, Stasia’nın kardeşi ise gölgede kalmıyor ve kendinden yirmi yaş büyük Ramas ile evleniyor. Güç, 17 yaşındaki Christine’in aklını başından alıyor ve zenginliğin girdabına kapılıyor. Güzelliği, Christine’in hem laneti hem de büyük kozu oluveriyor. Yüzüne bakan herkesin hayran olduğu bu kadının 1928 yılında yaşadığı bir karşılaşma tüm yaşamını geri dönülmez bir şekilde değiştiriyor…
Ve geliyoruz 1940’lara. Stasia’nın oğlu Kotsya 17 yaşında terk ettiği evini ancak yıllar sonra görebileceğini bilmiyor henüz. Stalin döneminde yükselen ve rejimde önemli bir isim olan Kotsya, Almanya’nın Polonya işgalini de görüyor Hitler dönemini de, Leningrad Kuşatması’nı da. Ve bir aşk da yaşıyor. Unutulmaz, büyük ve acı bir aşk…
Güzelliği ve başına buyruk bir kız olmasıyla bence Christine’i andıran Kitty ise hayatının tüm yönünü başka bir tarafa çevirecek bir ilişki yüzünden büyük bedeller ödüyor. Andro; hayatının aşkı ve en büyük pişmanlığı oluyor onun. Stalinist sistemin baskıcı doğasıyla yüzleşiyor çok büyük bir bedel ödeyerek. Özgürlüğe dair hayalleri, aşka olan inancı böylece yerle bir oluyor ansızın…
Tüm bunlar yaşanırken Kotsya büyük aşkını unutup yoluna devam ederek kitabın bir sonraki neslinin tohumlarını atıyor bilmeden. Nana ile evlenip Elene’in doğumuyla geçmişin lanetini bir nesle daha taşıyor aslında. Ailenin belki de en can alıcı karakteri bence Elene. İki farklı adam ve iki farklı kız çocuk veriyor Yaşi Ailesi’ne o. Daria ve Niza, işte böylece giriyor bizim kitabımızın kilit kısımlarına. Soğuk Savaş, Stalin sonrası yaşananlar ve diğer tüm karmaşanın ortasında annelerinin ilgisini kendilerine çekmek isteyen iki kız çocuğunu görüyoruz ilerleyen sayfalarda. Umulanlar ve bulunanlar birbirinden o kadar farklı oluyor ki…
Sovyet Komünist Parti’nin Genel Sekreteri Gorbaçov olurken, Daria da Christine gibi kendinden büyük bir adam olan Laşa ile tanışıyor bu dönemde. Peki bu tanışma neye mi vesile oluyor? Niza’nın yeğeni Brilka’ya bunca şeyi yazmasına…
Ölümler, doğumlar, savaşlar, isyanlar görüyor Yaşi Ailesi. Kürekle dövülenler, yollarda kurşunlananlar, cephelerde kaybolanlar, toplama kamplarında hayatını kaybedenler dolduruyor onların hafızalarını. Hayallerinde yaşayan ve artık var olmayan insanları bir kiraz ağacının gölgesinde gören Stasia gibi Yeşil Ev’de izi kalıyor tüm karakterlerin. Hitler’i, Gorbaçov’u, Lenin’i, Berlin Duvarı’nın yıkılmasını, Soğuk Savaş’ı, Sovyetler Birliği’nin çöküşünü, Gürcistan’ın özgürlüğünü yaklaşık yüz yıllık bir zaman diliminde yaşıyor Yaşi Ailesi’nin bireyleri.
Tüm bunlara, tüm sırlara ve acılara, tüm pişmanlıklara nesilden nesile aktarılan gizli bir sıcak çikolata tarifi mi neden oluyor gerçekten? Her içene laneti getiren bu tatlı içecek mi hazırlıyor geleceğin felaketlerini Stasia ve ail







