Hazal Okul
22 Mart 2026
Bir kadının, bir ihaneti yıllarca susup izleyip, sonunda bir gün, kendiliğinden işlediği bir cinayetin ardından; başka bir kadının, ihanet bile sayılamayacak bir durumun ardından kendi gururuna yenilip intihar etmesini eşinin yani bir adamın ağzından okudum...
Böylece ikisinin arasındaki farkı bu kadar net bir şekilde görebildim sanırım. Ama tabii şu an konumuz bu değil.
Merak etmeyin yine bir spoiler değil, kitap tam da "İşte Böyle Oldu" romanındaki gibi olayın gerçekleşmesi ile başlıyor.
Uysal Kız, intihar eden o kadının değil, onu bulan eşinin bir monoloğu. Eş bize bütüün bir hikayeyi, onu ilk gördüğü andan itibaren ilişkilerinin sürüklendiği bu noktaya gelene kadar olan süreci anlatıyor.
Anlatırken de zaman zaman okuyucuyu bir yargı mekanizması gibi görüp vicdan muhasebesi yapıyor.
Ve en başından itibaren bize her şeyi iyisiyle kötüsüyle anlatacağını söylüyor.
Böyle küçücük bir romanın bu kadar çok şey düşündürmesi benim için her zaman çok etkileyici olacak sanırım.
Tabii Dostoyevski külliyatına hakim olmayan biri olarak dili, yapıyı yorumlamam mümkün değil. Ama Rus Edebiyatı'na attığım bu pozitif adım benim okurluk tarihimde önemli diyebiliriz sanırım.























