Banu Yıldıran Genç
22 Mart 2026
yıllar önce okuyup çarpıldığım bu kitabı sonra bir daha okudum, ne zaman hatırlamıyorum, şimdi bir daha. yani 19’umdan bu yana 3. okuyuşum ve her seferinde tüylerim diken diken oluyor.
hatta hislerimi şöyle söyleyeyim, ruth rendell olan biteni bize ilk cümleden söylediği halde, okumak istemiyorum, sürekli ara veriyorum ya da hemen bitsin istiyorum çünkü inanılmaz rahatsız edici bir roman. hatta bence sınıf meselesinde kült bir kitap.
yazarın nefis bir mesafeyle aktardığı olaylar, herkesi eleştirmesi, kimseye yakınlık duymaması biz okurları daha da geriyor. gerek coverdale ailesinin gösterişli yardımseverliği, gerek gizli snobluğu, gerek eunice’in empati yoksunu olması gerek joan’ın histerik dindarlığı hepsine katılıyoruz. ama işte benim kalbimi en çok kıran, giles.
tam bir 68 genci olarak kasabanın dostu, faşizm düşmanı, yardımsever melinda’nın iyilik yapma derdi ki biliyoruz ki aşırı iyilik de kibirdendir, her şeyi bir sona götürüyor. budizm’den katolizme geçen giles ise gerçekten en masum. ki ben böyle ustaca bir ergenlik anlatımı görmedim.
neyse, kulüp kitabımız olarak okuduk, biz uzun uzun konuşacağız ama bu öylesine bir polisiye değil, hatta sonda ortaya çıkan gerzek scotland yard müfettişi bile bir şeyleri temsilen orada.
bu kitabın baskısının olmaması çok ayıp doğan kitap. ayrıca “ümmi” ne güzel bir sözcük. armağan ilkin kusursuz çevirmiş, remzi kitabevi çilek dizisi ise yayıncılığımızın başına gelmiş en güzel şey.













