Emre Yılmaz
7 Mart 2026
Büyüdükleri kasabanın, biri ortalamanın altında, diğeri üstünde iki uç ekonomik sınıfından gelen bir çiftin farklı şekillerde önemsedikleri "normal olma isteği" varlığında ilişkilerinin -inişleri ve çıkışlarıyla- nasıl şekillendiğini anlatan bir roman. Kitap boyunca aranan bu normallik "başkaları ne düşünür" fikri ile sunuluyor hemen her zaman. Kitabın bir başka teması da ilişkilerde otorite ve tahakküm. Bu ikisi birlikte düşünüldüğünde kitabın sorunda normalliğin "başkalarının birey üzerindeki otoritesi' olarak tanımlanabileceği bir noktaya vardığını düşünüyorum. Bu noktaya, hem başkalarının taleplerini hem de bireyin kendi şartlanmalarını sunarak iki yönden de varmak ve bu sayede çemberi kapatarak kendince net bir resim çizme arzusu da güdüyor sanırım yazar. Amacı buysa eğer buna ne kadar ulaştığı ve çizdiği resmin ne kadar net ve çerçevenin ne kadar dolu olduğu tartışmalı bence.
Belirli anlarda gerçekleşen olaylar etrafında kurulan ve bu olayların çağrıştırdığı diğerlerini flashback-vari hatırlamalar şeklinde sunulması ile derinleştirilen bölümler kronolojik bir şekilde birbirlerini takip ediyor. Ama ben, özellikle daha önceki bir bölümde sunulan şeylerin yeni bir bölümde karşımıza çıktığında, ilk kez karşılaşıyomuşuz gibi açıklanması gibi durumlardan ötürü, bölümler arası bağlılığı zayıf buldum. Bende bir roman bütünlüğündense, kopuk öyküler birlikteliği gibi bir algı yarattı.
Sonuç olarak, benim için iki ile üç yıldız arasında kalan bir eser oldu. Sordurduğu bir iki soru için üç vermeye yatkın olabilirdim ama hem soruların kuvvetine bağlı olarak yaratacağı etkinin kısa olacağını düşündüğüm için, hem de kitap boyunca yaptığı tartışmanın ve argümanlarının zayıf olduğunu düşündüğüm için son tercihim iki yönünde olacak.











