Banu Yıldıran Genç
24 Şubat 2026
iki gencin birbirlerini ve kendilerini tanıma çabalarıyla başlayan romana o kadar severek başladım ki. güzel ve gerçekçi bir biçimde gençliği anlatacaksanız seksi ve libidoyu anlatmamazlık edemezsiniz yani edersiniz de sansür olur. zambra misler gibi 90’lar gençliği anlatmış.
carla ve gonzalo’nun önce kopan sonra yeniden başlayan ilişkileri “bonzai”yi anımsattı bana. ama bu kez daha olgun bir alejandro zambra var karşımızda. bu olgunluk aşka da babalığa da yansıyor.
paul auster’ın 4321’inden sonra tekrar üvey aileler ve ayrılık sebebiyle pat diye kaybolanlar, geride kalan sudan çıkmış balığa benzer çocuklar var karşımda. ama bu kez medeni abd değil daha duygusal şili merkezde. carla oğluna üvey babalık hatta öz babadan çok daha iyi babalık yapmış gonzalo’yu kapı dışarı ederken tam bir latin amerika ateşi ve duygusuyla pek çok bağı kopartıp atıyor. fotoğraflar, deprem sonrası mail ve pru’ya dedikleri sonrası çok sinirliyim carla’ya. çocuğunu korumak bu olmasa gerek.
kitabın en uzun bölümü poetry in motion zambra’nın bolaño’ya selamı… özellikle 2666’yı okuyanlar bu kurguyu tanıyacaklar. amerikalı pru’yla birlikte şilili şairlerin kalbine iniyoruz. egolar, kompleksler, kaybolmuş yetenekler, yerel dil, olmayan kadın şairler derken zambra bize şili şiirini olabilecek en az sıkıcı (carla gibi şiir sevmem) biçimde öğretiyor.
kitabın son bölümünde baba ve oğulun, vicente ve gonzalo’nun tekrar bir araya gelmesini çok kalbim kırık okudum. böyle olmamalıydı hissi kalbimi sıkıştırdı. çünkü en sonda zambra’nın umduğunun tersine olacak gibi geldi bana, çok çok üzüldüm. vicente ve gonzalo’nun 6 yıl evvelki ayrılık sahnesinin bu bölüme taşınması, saklananlar, ortaya çıkanlar, söylemek isteyip söylenemeyenlerle şilili şair’in en ustalıklı ve en sevdiğim bölümü oldu. ve en hüzünlü.
ilk bölümden rahatsız olup romanı bırakanlara, bu ne böyle şair pornosu diyenlere ise söyleyecek bir şeyim yok. ya hiç genç olmamışlar ya inanılmaz sıkıcı bir cinsel hayatları var. sorry not sorry. bu memlekette erotik edebiyatı geçtim iyi bir sevişme sahnesi yazılamamasının sebepleri belli oluyor.
daha farklı daha olgun bir zambra romanı “şilili şair”. benim için en en iyi romanı değil, sanırım “eve dönmenin yolları” kadar seveceğim olmayacak ama okumak büyük bir zevkti. saliha nilüfer’in çevirisi hiç teklemiyor. ellerine sağlık.












