Banu Yıldıran Genç
24 Şubat 2026
ahmet karadağ’ın “dirlik düzenlik apartmanı”nı öyküler toplamı diye adlandırabilir miyiz, emin değilim. aynı apartmanda yaşayanların kesişen öyküleri genellikle romanlara konu olur.
ki geçtiğimiz aylardaki intihal davasında epey böyle romanın adı geçti. burada da ankara cebeci’deki bir apartmanda 6 ayrı dairede yaşayan 6 ayrı insan anlatıcı. zaman hep aynı, her öykünün sonunda “selvi boylum al yazmalım”a ve sokakta bekleyen üç adama bağlanıyoruz.
şimdi öykü diyebilir miyiz demişken şunu da sormak istiyorum niçin bir anda, aynı gece, bu 6 ayrı insan hayatlarını ta en başından sonuna kadar anlatmaya başlıyor? roman olsa bu daha olabilir bir şey bence ama öykü dendi mi bu derece klasik bir tarz kaldı mı artık, emin değilim. anlatıcıların okura her nedense başından sonuna anlatmak istedikleri her şey bir iç dökümü, olaylar zinciri, sesler de birbirine çok benzer. her şeyi bilip anlatan tanrı anlatıcı beni epey sıkıyor artık öykülerde, üzgünüm.
ahmet beyin çok iyi bildiği yaşamların olduğu anlatımlarda ses biraz daha farklıyken, diğerlerinde hep aynı kişi anlatıyormuş gibi. üçkağıtçı emekli imam apartman yöneticisi ve tarikat dairesinde kalan tıp öğrencisi en azından anlattıklarıyla -ki dini terimler, namaz detayları filan bana çok uzak olsa da tahmin yürüterek ilerleniyor- farklılaşabilmiş.
ama örneğin süheyla, bacağı kesilmiş dede ve sondaki kaçak politik suçlu doktor içeriğiyle ilgi çekici evet ama bu trajik yaşamlar bize öykü okumanın vermesi gereken o edebi tadı vermiyor. ben bu yaşamları konu komşudan da dinleyebilirim.
şunu belirtmeliyim ki ilk öykü “ben oyalarım hatıraları” gerek anlatımı, tekniği, gerekse bilinç akışını ve mitleri ustalıkla kullanmasıyla kitaptaki tüm öykülerin arasından sıyrılıyor. belki de ilk onu okuyunca diğerlerinde aradığımı bulamadım. ne de olsa okur bencil bir varlıktır.
ben bu klasik anlatıcıyı ve bu klasik hikaye örgülerini hâlâ çok seven bir okur kitlemiz olduğuna inanıyorum. onlar için “dirlik düzenlik apartmanı” gayet hoş bir kitap. üstelik gayet politik, ahmet karadağ khk’lı olduğunu üstüne basa basa söyleyen bir yazar, özellikle dindar camianın içine bakışı ve eleştirileri önemli bence.










