Banu Yıldıran Genç
24 Şubat 2026
tam ihtiyacım olan kitapmış. zekice mizahıyla ustaca kurgulanmış distopya diyebiliriz. yani okuyanlar distopya olduğunu görecektir ama tabii biz bu distopyanın içinde yaşıyoruz, o ayrı.
açıkçası karakter oluşumları yazarın ve kitabın amacına hizmet etmesi gerektiğinden biraz yüzeysel kalmış diyebilirim. en derin karakter müjgan, iyi ki de öyle. erkekler zaten biraz itici açıkçası fakat ben bundan hiç rahatsız olmadım :) ama müzeyyen de sanki havada kalmış, aceleye gelmiş biraz.
kitabın en hoş tarafı politik mizahının yanında detaylarla insanı vurması. yani öğretmenlerin çay parası muhabbetinde de, müzeyyen’in lalettayin gusül abdestinde de, edilen muhteşem küfürlerde de, yeni nesil annelikten araya sokuşturuverilen “annesi bütün anneler gibi nereye koyduysan oradadır dedi” gibi klasikler ve daha pek çok yerde gerçekten kahkaha attım.
politik mizah olduğu için bazen aşırıya kaçan yerler vardı ama biz zaten bu aşırılıkta yaşadığımız için gayet normal geldi. kurmaca eğitimi alan savcılara, son golü golü atmak isteyen büyük başkana çok güldüm. ama kadınların ellerinden birer birer alınan haklara gülemedim çünkü bire bir yaşadığımız şeyler.
son bölümdeki plot twist kısmında anne-baba ve ayşe’nin diyalogları kitabın geri kalan yerlerine göre çok yapay geldi bana. okur her şeyi anlasın diye biraz açıklama içeriyordu, bence daha güzel bir çözüm olabilirdi, en azından diyaloglarda. bir de s.152’de sorhan olması gereken ismin osman olması hatası var ama ona da nazar boncuğu diyelim.
yine de çok cesur bir roman olduğunu söyleyeyim. ayrıca ayşe türkay yiğit’in bu komikliğini instagram hesabından da anlamıştım :) yanılmamışım.







