Banu Yıldıran Genç
24 Şubat 2026
bitirip uzun uzun düşündüm bu roman hakkında. toni morrison’ın bence çok daha iyi romanları var evet ama bir yandan da babasının ölümünden sonra yazdığı ve bunu da önsözde çok güzel anlattığı için kıyamıyorum.
baba ölümü sonrası kök bulmaya çalışma, kim olduğunu araştırma, adının soyadının peşine düşme çok anlaşılır şeyler. toni de babasını kaybettikten sonra ilk kez erkek kahramanın olduğu roman yazmış. ve başta da söylediği gibi dişil odaktan eril odağa kaymak, onu zorlamış. bence de toni’ciğim en güzel o dişil odaklarda dolanıyor. bunu tüm kitapları kanıtlıyor. zaten macon ölü’nün ana karakter olduğu bu romanda da kadınların hakimiyeti hissediliyor. macon ölü namıdiğer sütçü’nün doğumundan itibaren yaşamının anlatıldığı bu roman bir bakıma “kahramanın sonsuz yolculuğu” ama tabii ki kölelik, abd tarihi, büyülü gerçeklik, şamanizm, şarkılarla bildiğimiz morrison yolunda bu yolculuk.
isimlerden başlayarak çok zor bir çeviri olduğu belli açıkçası. soyadı ölü, ablalarının isimleri mecdelli meryem, korintliler olan bir çocuk sütçü. roman boyunca süleyman hikayesi de dahil incil’e atıflar var elbette. yunan mitolojisini de dahil edebiliriz. söylenceler ve özellikle çocuk şarkıları, romanın sonunda sütçü’nün çocuk tekerlemesiyle her şeyi çözmesi çok hoşuma giden bir detay oldu.
onun dışında roman intihar olan bir uçmayla başlayıp, kölelikten kaçışı simgeleyen efsanevi bir uçmaya bağlanıp, kahramanın olgunlaşmasını simgeleyen bir uçmayla sona eriyor.
romanın bu asıl ekseninin dışında bence fazla kişi ve olay var. pilatus muhteşem bir toni morrison karakteri ama kızı ve torunu bence her şeye dahil olmalarına rağmen tam derinleşmeyen karakterler olmuş. yan hikayeler yan olaylar bazen beklediğimiz kadar etkili değil. ve gitar’a ikna olmadım. gitar’ın değişen tarafını tam anlayamadım belki de, bilmiyorum.
onun dışında ilk macon ölü’nün hayatı ve feci ölümü, 2. macon ölü’nün manipülatif erkekliği ve beyazlar dünyası için ölüp dirilmesi, 3. macon ölü sütçü’nün ise uzun yıllar sümsüğün teki olması psikolojik olarak o kadar anlaşılır bir biçimde verilmiş ki romanda, hayran oldum.
sibel özbudun gayet yetkin bir biçimde çevirmiş ve dediğim gibi çevirmesinin zorlu bir roman olduğu çok belli.













